İçerisinde Resident Evil’den bolca alıntı ve güzel sekanslar bulunduran bu filmi değerlendirirken biraz Shaun of the Dead kafasında yaklaşmak gerekiyor. Çünkü bu filmden ciddi anlamda bir Resident Evil uyarlaması beklediğiniz zaman hayal kırıklığına uğramanız çok mümkün. Ama beklentiyi biraz kenara bırakıp, eğlenceli ve dozunda gerilim sunan bir zombi filmi olarak baktığınızda ortaya gayet keyifli bir iş çıkıyor.
Resident Evil mi? Hayır. Eşsiz veya daha önce yapılmamış bir iş mi? Kesinlikle hayır. Kötü bir film mi? O da değil. Hatta bence en büyük avantajı, kendisini fazla ciddiye almaması. Zaman zaman geriyor, zaman zaman güldürüyor ve özellikle aksiyon başladığında seyir zevki ciddi anlamda yükseliyor.
Filmin özellikle 50. dakikadan sonra başlayan aksiyon kısımlarını oldukça başarılı buldum. O noktaya kadar film biraz daha karakterleri ve olayları hazırlama aşamasında ilerlerken, sonrasında tempo belirgin şekilde yükseliyor. Zombi karşılaşmaları, kaçışlar ve yaşanan kaos daha eğlenceli bir hâle geliyor. Resident Evil oyunlarından ve filmlerinden alınmış bazı fikirleri veya sekansları görmek de bu bölümlerde ayrı bir keyif veriyor.
Hatta filmin adında Resident Evil olmasaydı ve bunun yerine “Zombi Evil” gibi tamamen farklı bir isimle karşıma çıksaydı, yine oturup izlerdim. Çünkü Resident Evil ismi ister istemez belli bir beklenti oluşturuyor. O beklentiyi kaldırdığınızda, karşınızda kendi başına değerlendirilebilecek, eğlenceli bir zombi filmi kalıyor.
Filmin sonunun nasıl biteceğini aslında az çok tahmin edebiliyorsunuz. Özellikle sona doğru bazı şeyler kendisini belli etmeye başlıyor ve “Tamam, buraya bağlanacak” diyorsunuz. Fakat asıl mesele, ne şekilde bağlanacağını tam olarak tahmin edememeniz. Film burada küçük de olsa bir merak unsuru yaratmayı başarıyor. Sonlara doğru bazı taşlar yerine oturdukça, daha önce gördüğünüz şeylerin anlamı da değişmeye başlıyor.
Bence filmin en eğlenceli taraflarından biri ise karakterlerin zombilerle karşılaştıklarında verdikleri tepkiler. Burada herkesin bir aksiyon filmindeki kahramanlar gibi soğukkanlı davranmasını beklemiyorsunuz. Tam tersine, insanların korkudan ellerinin ayaklarına dolaşması, ne yapacağını bilememesi, şaşkınlıktan saçma sapan kararlar vermesi gibi oldukça insani tepkiler var. Hatta bazı sahnelerde “Ulan burada ben olsam, benim de başıma bu gelebilirdi” diyorsunuz.
Bir anlamda film, “Biraz daha az IQ sahibi sıradan bir insan zombilerle karşılaşsaydı ne olurdu?” sorusunun cevabı gibi. Karşınızdaki insanların her durumda doğru kararı vermemesi, paniklemeleri ve bazen gerçekten aptalca şeyler yapmaları filmi daha eğlenceli hâle getiriyor. Çünkü zombi filmlerinde karakterlerin sürekli mantıklı ve profesyonel davranmasına alıştığımız için, burada insanların gerçek hayattaki gibi davranması yer yer komik bir hâl alıyor.
Tabii filmin kusurları da yok değil. Resident Evil adını taşıdığı için ister istemez oyunlarla ve serinin atmosferiyle kıyaslıyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında beklenen Resident Evil deneyimini tam olarak verdiğini söylemek zor. Ancak zaten filmi değerlendirirken sürekli “Bu Resident Evil değil” diyerek izlemek de filmin sunduğu eğlenceyi kaçırmanıza neden oluyor.
Sonuç olarak benim için bu film, büyük beklentilerle oturulacak bir Resident Evil uyarlaması değil; birkaç güzel aksiyon sekansı, dozunda gerilim, yer yer mizah ve bolca zombi kaosu izlemek isteyenler için keyifli bir seyirlik. Çok büyük bir şey vaat etmiyor, sinema tarihini değiştirmiyor ve türü yeniden icat etmiyor. Ama işini yapıyor.
Resident Evil mi? Hayır.
Eşsiz bir iş mi? Hayır.
Kötü bir film mi? Hayır.
Tekrar izlenir mi? Bence evet.
Özellikle ne beklemeniz gerektiğini bilerek izlerseniz, oldukça eğlenceli vakit geçirtiyor.
-
Senaryo Yazımı7
-
Müzik Kullanımı8
-
Sinematografi8
-
Oyunculuklar7
